24 Aralık 2011 Cumartesi

Bir Ankara Belediyesi: Melih G.

Hani çok yorgun olursunuz da uyuyamazsınız ya Melih Gökçek’ten bahsetmek de böyle bir şey. Anlatacak o kadar çok şey varken lafa nereden başlasanız bilemiyorsunuz…

O nedenle işbu yazıda sadece “vur deyince öldüren bir siyasi figür olarak Melih Gökçek sorunsalı” üzerinde durulacaktır.

8 Aralık 2011 Perşembe

Eğer yüreğin yetiyorsa…


Seçimlerde halkın oyunu kendisine benzeyenlere verdiği savı doğruysa Deniz Baykal’ın yıllarca kaybettiği nokta her sabah 6’da kalkıp krosunu, sabah sporunu yapması oldu. Gerçi yüksek kolesterolün, “şeriat tehlikesinin” önüne geçtiği günümüzde Baykal’ın partinin başına bir daha geçmesi durumunda genç kalmanın sırlarını anlatarak şimdiye kadar meydanlarda toplayamadığı kalabalığa ulaşabilmesi de mümkün. Fakat burada da, “Ayşe Özgün’ü izleyenlerin yarısı bana oy verse meclise girerim” diye parti kuran Yaşar Nuri Öztürk ile başına gelenleri de unutmamak lazım.

Konumuza dönersek sevgili seyirciler, sonuçta Sanskritçe bilen, Tagore’dan çeviriler yapan, ceddi arasında sadrazam, vali vs. bulunan Bülent Ecevit’in “Halkın Umudu Karaoğlan” namıyla yıllarca başbakanlık yaptığı bir ülkeden bahsediyoruz. Yani “mahalledeki Kadir Abi”ye benzemek de bir yere kadardır ve yakın tarihimiz bu iddiayla yola çıkıp yere serilen nice koç yiğitler mezarlığıdır.

Son adayı hepiniz tanıyorsunuz öyle değil mi? 

5 Aralık 2011 Pazartesi

Çok mu çok oluyoruz?

AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda, Bülent Ecevit, şimdilerde sık sık zaytung’ta boy gösteren Egemen Bağış’ın (vaktiyle Türk-Amerikan İşadamları Derneği’nin başkanıydı) Amerikan başkanıyla falan yapılan toplantılara, başbakanın tercümanı sıfatıyla girmesini eleştirmişti. Bu tür görüşmelerde çeviri yaparken kullanılan kelimelerin dikkatlice seçilmesi  gerektiğini belirterek, tercümanın bu konuda tecrübeli, diplomasi İngilizcesine vâkıf biri olması mealinde sözler sarf etmişti.

-Yav, Egemen sen İngilizce biliyordun de mi?

-Evet başbakanım, yıllardır Amerika’da yaşamaktayım.

-Heh iyi, bizim oğul Bush ile bir görüşmemiz olacak da, sen çevirirsin.