28 Ekim 2011 Cuma

O Özkök bizim Özkökümüzdür


Depremin olduğu saatlerde evden bu durumdan bihaber çıkmıştım, “güneşi gören İstanbullular kendilerini deniz kenarlarına ve piknik yerlerine attılar sevgili Kanal D izleyicileri” şeklinde nereye gitsem diye düşünüyordum. Taksim’e doğru yürüyen içi vatan sevgisi ile dolu kalabalıktan sapıp, Fındıklı’da denize nazır çay bahçelerinde oturmuş insanların önünden, halktan biraz daha uzaklaşarak Bienal’e geçtim.
Annemden deprem olduğu haberini aldığımda, “Antrepo 3’ten Antrepo 5’e geçerken deprem haberini alan modern insan” isimli çağdaş sanat eserinin ta kendisi olmuştum.
Eve doğru yürürken günlerce göreceklerim gördüklerimin teminatıydı.

4 Ekim 2011 Salı

Susanna şimdi elimden tut ve beni nehre götür*

Blog yazarları hakkında ne düşünüyorsunuz? Herkes bir şeyler yazıyor ve bu e-sözcüklerini yayınlamaya yelteniyor. Yazar olmak bu kadar kolay mı?

Susanna Tamaro: Blog yazarlarının gerçek yazarlar olduğuna inanmıyorum. Bu, en azından benim yazıya yüklediğim anlam karşısında böyle. Blog yazarlığı, başka türlü bir anlatım yolu. Çağımızın birbiriyle ilintili bu tip aynaları çoğunlukla yüzeysel oluyor. Kaldı ki, gerçek bir yazar olabilmek son derece zordur. Her şeyden önce yetenek ister ki, bu, hayatın bir armağanıdır. Yazarlık zengin bir kültür gerektirir ve bir de acı çekebilme yeteneği şarttır. Yazının yaratıcı işlemi sırasında ortaya çıkan güçlük, zahmet, acıdır. Bunlarla yüzleşebilmeyi bilmek gerekir ki yazının derin noktasına varılabilsin.