![]() |
| İcraatın İçinden |
Yıl 1992. Yine seçimler yaklaşıyordu ve yıllardır hatırladığım manzara, akşam yemeğine oturduğumuzda babamın tam kaşığı ağzına götürecekken ekranda zuhur eden Özal’a sövmeye başlaması, bizim sofradan kalkıp çay-meyve faslına geçmemize rağmen onun hâlâ elde kaşık İcraatın İçinden’e devam etmesiydi. O zamanlar gazetelerde çıkan, Özal’a küfredenleri yakalamak için mahalle aralarında sivillerin dolaştığı şeklindeki haberlerden korkan annemin “Adnan n’olur sus, bak alıp götürecekler seni” şeklindeki uyarıları da pek işe yaramazdı.
Hal böyleyken Ecevit ise, hanemiz açısından bir siyasi figür değil de masal kahramanıydı. Babamın kendisi ile ilgili anlattığı destansı hikâyelere öyle bir inanırdık ki Ecevit bir gece evin sürekli kurum akıtan bacasından içeri girip gözlerinden çıkardığı ateşle sobayı tutuştursa bunu oldukça doğal karşılayabilirdik. Babam kendisini çevreleyenlerin sohbetinden keyif aldığı bir hatipti. Öyle ki, 70’li yıllarda bir gün babaannem, “Oğlum mahallede herkes Adnan komünist oldu diyor, şimdi bana da komünist anası mı diyecekler?” şeklinde serzenişte bulunduğunda ona siyasi görüşleri hakkında malumat verdikten sonra babaannemin oyunu o günden itibaren babamdan yana kullandığı rivayet edilir. (Rivayet diyorum çünkü 95 seçimlerinde Refah Partili amcama, oyunu Erbakan’a, diğerine ANAP’a, babama da Ecevit’e verdiğini söyleyen babaannem, bana da göz kırparak, Çiller’e verdim çaktırma demişti.)
