30 Eylül 2011 Cuma

Karşı devrim arabaları (1)

Yol filminde köyüne dönen Mehmet Salih'ten (Halil Ergün)
hediyelerini alan çocuklar.
12 Eylül’de tüm kitapların sobalarda yakıldığı ve bir daha da içeri pek sokulmadığı evlerden birisiydi bizimkisi. Mahalleyi ısıtan kitaplar arasında babamın en çok bahsettiği ise Yılmaz Güney’in Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz’u olurdu. Duvar filmine de el veren bu roman sayesinde hapishanelerde Kadir Savun gibi tahliyenizden sonra sizi holdinginin başına geçirecek adamların değil biraz ısınmak isteyen çocukların ırzına geçen gardiyanların olduğunu öğreniyordunuz. Güney’in “bizleri” Ankara’nın ötesine götürdüğü Yol filminin bir gösterimi de yıllar önce Bursa’da yapılmıştı. Film bitiminde seyircilerden bazıları filmde gördüklerinin kendilerini oldukça huzursuz ettiğini hatta daralttığını söylediğinde oyunculardan Necmettin Çobanoğlu, Yılmaz Güney’in sözünü hatırlatarak “bunu bir ömür yaşayanlar var, onlar ne yapsın?” demişti.

20 Eylül 2011 Salı

Yemeğinize devam ediyor musunuz?

Bayram gezmelerini severim. 

Küçük yaşlarda bile, kapılarına gittiğim eşin dostun beni içeri buyur edip, işte çay, kahve, tatlı, Allah ne verdiyse ikram etmesinden sonra yolcu etmesini beklerdim. Bir keresinde bir komşumuz bu beklentimi karşılamayıp kapıdan şeker tutup beni yolladığında eve gidip, “bana çocuk muamelesi yaptılar” diye ağladığımı biliyorum. Sonrasında onları uzun süre affetmemiş ve eşsiz bayram sohbetimden mahrum bırakmıştım.

Bu yılki bayram gezmelerimin çoğunda bir sohbet sıkıntısı yaşamadım. Hiçbir konu açılmazsa bıyık bırakmıştım, ya ondan bahsedecek yahut Fenerbahçe’yi konuşacaktım.

Bu yılki izlenimler şöyle:


Döke saça salçalı ekmek yiyen
çocuklar gibi bi gurme 
Anladım ki halk nazarında Sir Milor'e kıyasla Mehmet Yaşin'in yeri ayrı. Yaşin, gel deyince hemen sofraya bağdaş kuran insanlar gibi seviliyor. Milor daha böyle CHP gibi. Büfelerin evin yaşlısından daha çok hürmet gördüğünü bir kez daha fark ettim; kristal bardakta çay getirirler mi diye tedirgin oldum, aralarında orta sehpasındaki yapma çiçeklerin solduğu Gerçek Kesit evleri vardı, irkildim. Yılda bir, en kabadayısı iki kez gördüğüm insanların hal hatır sormazdan önce yine kilo aldığıma yahut verdiğime dair söylediklerine tanık oldum.