20 Nisan 2012 Cuma

Yaptıysanız söyleyin kızmayacağım

Dikkat! Yazımız bir dünya gönderme barındırmaktadır.

Uçurtmayı Vurmasınlar filminde Barış’ın topu Miki’ye attığı sahneleri hatırlarsınız. Barış hayli anlaşılabilirken etrafımızı yanlışlıkla darbe yapan, tribünden itildiği için sahaya dalan, aslında o küfrü etmişse de öyle demek istemeyen bir dünya adam sardı.

Mesela Çevik Bir, 28 Şubat ile ilgili sorgulamasında Erbakan’ın "tank üretin" lafını tank yürütün olarak anladığını söylemiş. Yahut Hocalı katliamını protesto için toplanan ve malum pankartları taşıyan kişiler gözaltına alındıklarında pankartları tanımadıkları kişilerin ellerine tutuşturduğunu anlatmışlar... Yıllardır ruh hastası gibi gündemi takip eden biri için bu liste öyle bir uzuyor ki okumayı öğrendiğim güne, o kızaran elmalara, kurdelelere lanet ediyorum.

9 Nisan 2012 Pazartesi

"Bana bütün Finlandiyalılar Hakinen"

Güneycephesi edebiyat eki, "ayrı yazılan de" için son dönem Türk şiirinin parmak uçlarında yürüyen şairiyle yeni kitabı hakkında söyleştik.   

AYD: Son şiir kitabınız Bana bütün Finlandiyalılar Hakinen’i 6 yıllık bir aradan sonra yayınladınız, bunun sebebi neydi?

GO: Aslında bu bir ara değil, arayıştı. Şey gibi düşünün, hani otobüs durağında saatlerce beklersiniz de bu artık bir bekleme değildir ve arayışa dönüşür. O süre zarfında durakta yaşadıklarınız, orayı terk ettiğiniz takdirde kocaman bir boşluk bırakır ardında. Sorun, o boşluğu yüklenecek misiniz yoksa bırakıp gidecek misiniz? İşte ben şiirimi nasıl olsa başka bir otobüs daha gelir ihtimalinin anlık keyfi ve tereddüdü üzerinden bu boşluk dolayımında tanımlıyorum.

AYD: Boşluk demişken, "Yakup 2" adlı şiirinizde, “Yakup sen artık bizim hesabı getir / yengen evde bekler” diyorsunuz, bu dizelerin İkinci Yeni'nin sonunu imlediğini söyleyebilir miyiz?

GO: Ben bunun cevabını zamana bırakıyorum... Hesap ne gelirse ortak bölüşelim.