23 Temmuz 2011 Cumartesi

Ankara, Ankara, Ey İyi Kalpli Üvey Ana

Dün akşam da aynı şey oldu, hiçbir neden yokken ve sırası gelmemişken, “Güney, sen Ankara'da kaç sene kaldın?” sorusuna, “aralıklar olsa da, on yıl” diye cevap vermem üzerine, masanın diğer uçlarından gelen, “abi, Ankara'da 10 sene nasıl yaşanır?” şeklinde başlayan ve sonrasında “yav ben bir kere gittim Ankara'ya yani bağlasalar duramam orada” diye devam eden bilindik muhabbetler aldı yürüdü. Sadece kafamı sallamakla yetinirken, soruyu soran kişi, bu eleştirilere karşı bir Ankara güzellemesine girişip bana bir tebessümü bahşettiğinde ona, Ankara'yı 1,5 yıl aradan sonra ziyarete gittiğimde, terminalini (AŞTİ'yi) bile görünce duygulandığımı anlatasım geldi. Halden bir tek o anlayabilirdi, çünkü:

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Alevler içindeki flaş transfer topu kadar da mı değerimiz yok?

Vaktiyle bir gazetede Galatasaray muhabirliği yapan ahbabıma yazın bunca spor gazetesinin, gazetelerin spor birimlerinin (burada kastedilen haliyle futbol) bu kadar transfer haberini nereden bulduğunu sormuştum. Demişti ki: “Şimdi beni gazetelerden arıyorlar, diyorlar ki bize transfer haberi lazım. Yapmayın etmeyin, elimde böyle bir bilgi yok desem de dinletemiyorum. Bakıyorum olacak gibi değil, yaz kardeşim diyorum: ‘Altıntop Harekatı! Hamit ve Halil Altıntop kardeşler İstanbul yolcusu!' Tabii ertesi gün aynı adamlar arayıp 'ee abi şimdi ne yazalım?' diye sorduklarında da yeni manşeti veriyorum: 'Harekat suya battı'." 

5 Temmuz 2011 Salı

Ben 12 Eylül öncesinin rektör odası basabilme ihtimalini sevdim

Yıllar önce 12 Eylül ile ilgili bir belgesel izlemiştim. Cuntacılar üniversiteleri yola sokmak için bir formül ararken o dönem Sorbonne'da hocalık yapan İhsan Doğramacı'yı arıyorlar. O da gelip bunlara, “aman efendim özerk üniversite de neymiş, üniversite dediğin şöyle şöyle olmalı” diye bir sunum yapıyor ve iki hafta sonra abiyi arıyorlar “pazartesi gel, başla” diye. Sonrası malum…   Sesini duyunca telefonumun alarmı çalıyor gibi irkildiğim, Emre Kongar misal, Mehmet Barlas'ın karşısında tek tek yolduğu sakallarını kesmemek için üniversiteyi bırakıyor. Kiminde kol bacak, gurur gidiyor ses çıkmıyor.