oradan bakınca sen de haklısın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oradan bakınca sen de haklısın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2017 Perşembe

Tanırım, samimi çocuktur


Bu hafta elimde pek metin yazımı işi olmadığı için büyük toplumsal tahlillerime devam ediyorum. Şimdi bu kitap afişini analiz edeceğim: “Tarık Tufan’ın samimi anlatımıyla”. Tarık Tufan kim? İşte orada fotoğrafı var. “Yeni Kitap” diye belirtilmiş demek ki bolca eski kitabı var ve onlarla karıştırılsın istenmiyor. Yani talep yüksek. Üzerinde duracağım husus afişteki “samimi anlatım” kısmı.

26 Eylül 2014 Cuma

Gazımızı Çıkardık, Sıkıntımız Bâki

32 yaşında, içinizdeki o tarifi imkânsız boşluğun nedeninin zamanında annenizin sizi yeterince emzirmemesi, birkaç günlükken bağrına basmaması olabileceğini öğrendim. Yani, vaktiyle eğer anneler çocuklarına karşı biraz daha ilgili yahut bu hususta bilgili olsa idi Fransız sineması diye bir şey dahi olmayabilirmiş.

29 Mart 2013 Cuma

İtirazım Var

Bu yazıya Müslüm Gürses’in vefatı ardından -kaçıncısı olduğunu unuttuğum- kentli sol jargon üzerinden bir başka Müslüm Gürses güzellemesini daha okuduktan sonra başladım. Yok efendim, yakarsa dünyayı garipler yakar demiş, oynadığı ilk filmde çalıştığı gazinonun patronuna emek-sömürü eleştirisi getirmiş vs.. Hayret ki hiçbirinde Deleuze, Foucault alıntısı falan yapılmamış. Bir kişiyi de kendi haline bırakmak, bu sol söylem dışında da hayatı izah yollarının olabileceğini düşünen yok gibi. 

3 Mart 2013 Pazar

Berber Koltuğu Günceleri


Bıyıklı John Travolta
Berber koltuğuna ne vakit otursam, aklıma Herhangi Bir Kadın filminde, gariban mahallesine taşınan varsıl evladı Yıldız’ı (Hülya Koçyiğit) etkilemek için saçlarını John Travolta modeli kestirmek isteyen, hamallıkla meşgul Cemal (Tarık Akan) gelir. Daha doğrusu, Cemal’in saçları Travolta modeli kesildikten sonra aynada kendisine birkaç saniyelik bakışı... İşte o bakış, mahalle berberine gidilip birkaç kutu jöleyle başka biri olunabileceğine, sınıf atlanabileceğine olan inançla, o vakte kadar geçen hayatın göz göze geldiği andır. Apaçiler ondan öyle bir şeylerden kaçar gibi hızlı yürür.

Sonra filmde de anlatıldığı üzere aynı saç kırığı gibi hayal kırıklıkları başlar ve saç önünde sonunda eski halini alır. Arada geçen süreye de ömür denir. 

Saç, berberlere bırakılmayacak kadar önemli bir husustur. 

6 Şubat 2013 Çarşamba

Melek Girmez Sokağı

İstanbul'a dair bir şeyler yazmanın bence en riskli yanı, bir yerden sonra Sunay Akın'a bağlayıp, Galata Kulesi şehrin biberonudur, Kız Kulesi martıların deniz tabağıdır gibi laflar etmek. Gerçi her bir hadiseyi bir başkasına bağlamakla maruf zat için şehir de pek müsaittir, vakalar birbirine at nalı yahut gemici halatıyla bağlıdır.

17 Ocak 2013 Perşembe

Gurbetten gelmişim yorgunum yancı

Annemle bir keresinde Nuruosmaniye’de gezerken bir turist bir şey sormuş, kimse adamın derdini anlamamış, telaşla imdat ararken boynunda rengârenk bir fularla gezen bir adam görmüş “Hah bu bilir,” demiştik. Fularlı deyyus bir kelime edemeyince toplanan kalabalık “Niye peki böyle beş dil biliyor gibi giyindin, fularındaki renk kadar hünerin olduğuna vehmettirdin?” deyince adam kıvrak bir kaçışla kıvrılıvermişti. Yine benim yetişme dönemimde, benden biraz öncesinde eroin içenler bile Deep Purple dinledikleri için, hem de auto reserve teyplerde dinledikleri için eroinman olmuşlardı. Şimdi berber çırakları şiir yazıyor, normalliği neticesi intihar etmesi gereken eşek sıpası hem küpeli, hem rengârenk, yalan söyleme gereği bile duymuyor, gerçeğin eşiği yalanın altına inmiş. 
                                                              Şule Gürbüz, “Müzik Hocası”, Zamanın Farkında   


Yan masadaki, karşısında oturan ve oraya sadece hava almaya gelip, birkaç sene önce kaybettiği kocasıyla ilgili hatıralara dalma niyetinde olduğu çok belli annesine Eski Yunan’dan girip Bilgi Üniversitesi Kültürel Çalışmalar’dan çıkan, her lafı sonrası da nokta koymak yerine kahkaha atan kadına dayanamayıp ilk çayları içtikten sonra kalktık. Ben ki yılların yan masa dinleyicisiyim, bu konuda ihtisas sahibiyim, bu sefer kaldıramadım.

16 Aralık 2012 Pazar

Ona Her Yer Maksim!

Recep Bülbülses yıllardır bulduğu her fırsatta, her mikrofonda ve kamerada hemen Zeki Müren-Bülent Ersoy karışımı sesi ve mimikleriyle şarkı söylemeye başlar, ülkesinin kendi değerini bilmediğinden dem vurur. O, özellikle 70’li yıllardan günümüze, Aydoğan Tayfur, Hakan Taşıyan, Bahadır Aydoğan, Yılmaz Morgül gibi, bazı ünlü şarkıcılara ses benzerliğiyle tanınan bir kuşak ile Tatlıses, Hazinses, Hoşses gibi soyadları verilmiş kuşağın kesişim kümesi, bu neslin en arzulu ve iddialı temsilcisidir. Çünkü insanların seslerinin bir ünlününkine benzemesi başka, buna bir ömür adamaksa bambaşkadır.

13 Aralık 2012 Perşembe

Hayat, yuvarlak hesap olsun


Böyle kararlar vardır, 20 yaşına gelince şöyle yapacağım, 30’da bunu, 40’da şunu. Genelde bunların hiçbirisi olmaz. O yaşlarda size yüzünde tebessümle “öyle şeyler yok” diyen insanlar olur fakat bazı haklar bazı yaşlarda teslim edilmez.