az gittik oğuz gittik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
az gittik oğuz gittik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2014 Çarşamba

Streç

Aslında o gün her zamanki gibi başlamıştı. Evden çıkmış, apartmanın yanındaki otopark mafyası mensuplarından biri yere tükürmüş, vaftiz ve düğün işleri yapan dükkânın karşısından yıllardır ayrılmayan üç köpekten sadece biri ayılmış, muhtemelen bir muhasebe bürosunda çalışan kadın kendisiyle tam meyhanenin önünden yan yana geçecek şekilde yokuşun başından yukarıya doğru yürümeye başlamış, ne cinsi olduklarını bilmediğim ama ayakları iri kıyım bir ergenin baldırları kadar geniş olan o sevimsiz iki köpeği bakıcıları dolaşmaya çıkarmış, emeklilik günlerinde delirmemek için sabahları bir yerlere gidip muhakkak oralardan bir şeyler alan ve zamanında OHAL valisi olabileceğinden şüphelendiğim adam yine elinde bir poşetle ve çok önemli bir işi varmışçasına hızla yanımdan geçmişti. Bundan bahsetmeye gerek var mı bilmiyorum ama işporta tezgâhının camekânına “ASIRLIK, MEŞHUR, TARİHİ SİMİTÇİ” yazan adam da yerindeydi. Peki, nasıl oluyordu da her gün o saatte streç filme sarılı olarak gördüğüm et döner pişmeye başlamıştı? Bunu kendime nasıl izah edecektim? Hadi, insan bir şekilde kendini bir süreliğine kandırabilir ama bu soru günün birinde karşıma bir daha çıktığında ben ne yapacaktım?

14 Şubat 2013 Perşembe

Az Gittik Oğuz Gittik (S01E03)

previously on Breaking Bad 
--
                                                  ~1+0 Ev Alma, Komşu Al~ 

Evimiz 1+0, yani sıfır, öyle bir yer yok ama işte ağız alışkanlığı gereği evimiz 1 diyemiyoruz. Giderek yalnızlaşan toplumumuzda artık 1’in 1’ine dahi gerek kalmadığından onu da kaldırdık. Eskinin salon yahut misafir odası dediği yerde mis gibi yaşar gidersiniz artık, geleniniz gideniniz yatıya kalanınız da olmaz. Zaten bu evler havaalanına yarım, en yakın arkadaşınıza 3 saat mesafede. Eminiz, 1+0 sıfır gibi bir diziliş Aykut Kocaman’ın bile aklına gelmemiştir. İsterseniz 1-1’lerimiz var onları da görebilirsiniz. Huzurun simgesi, komşularınızı daha şimdiden render üzerinden görebileceğiniz Distopya Evleri cazip fiyat avantajlarıyla. Gelin gömüşelim!   

Oğuz metin yazarlığının 6. ayında böyle bir reklam metni yazmış, tabii bunu kimseye göndermemişti.

Aslında o da bir eve girmek istiyordu. Mutfaklarında 37 ekran televizyonu olan tüm akrabaları çok haklıydı. İnsan kira derdini düşünmeden kendine, ayaklarını uzatıp rahat rahat “O Ses Türkiye”yi izleyebileceği güvenlikli bir gelecek yaratmalıydı.

15 Kasım 2012 Perşembe

Az Gittik Oğuz Gittik (S01E02)

previously on Mad Men
--
                                              ~Arka Sokaklar'da Neler Oluyor?~ 

Bunun için çok çabalamadı değil. Üniversitede, Sinema Kulübü tarafından gösterilen bir iki filmin ortasında odayı terk etti, Doğa Dostları Kulübü’nün bir toplantısında “yine Amasra’ya gidilecekse ben yokum!” diyerek tehditler savurdu. Hiç sevgilisi olmadığından romantik serseri aşık olmak üzerine geliştirdiği planlarını hep ertelemek durumunda kaldı. Oysa çok sevdiği biri vardı: Neslihan.

14 Ekim 2012 Pazar

Az Gittik Oğuz Gittik (S01 Premiere)

~Pilot~ 

Oğuz işe gitmek üzere evden çıkmış, yolda isminin ne kadar zor söylendiğini düşünüyordu. Adını anan her kadının aslında onu öpmek istediği fikrinden bir süre önce büyük bir depresyon neticesinde vazgeçmişti. Banyosunu yapmış, saçlarını wax’lamış, kokularını sürünmüş ve o günkü ruh haline en uygun tişörtünü giyip, (turuncu ve üzerinde Fransızca bir şeyler yazılı olanı) yola koyulmuştu. Ara sokaklar karanlıktı. Ne olurdu biraz ışık vursa da güneş gözlüklerimi takayım diye düşündü. Çünkü Oğuz’un nazarında güneş gözlüğü takan bir insan artık dünyanın geri kalanıyla ilişkisini kesmiş olurdu. Yoksa pilotlar falan neden güneş gözlüğü taksınlardı ki? Psikologunun bu durumu Oğuz’un küçükken işportadan aldığı güneş gözlüklerinin onda yarattığı ruhsal tahribatın bir neticesi olarak yorumlaması aklına geldi ve keşke psikolog yerine psikiyatra gitseydim, iki hap yazardı, yatar uyurdum diyerek hayıflandı.

Soyadından da nefret ediyordu: Ertem! Oysa Öztürk yahut Yılmaz’a da razıydı. Fakat bu Ertem de neyin nesiydi? Peki, bu soyadı verilirken Atatürk neredeydi? Bazı isimler vardı hani, Ercan, canların eri; Ayhan, ayların hanı; Aleyna, Kuran’da bir bağlaç… Öyle bir ismim olaydı keşke diye düşündü. Mesela, Ercan Yılmaz. Bu isimle, hayatta hiçbir çaba göstermeden müsteşar yahut emniyet genel müdürü olabilirdi. Tam bunları aklından geçirirken hemen önündeki balgamı fark edip üzerinden atladı ve bazen ne kadar da şanslı biri olduğunu aklından geçirdi.